İçeriği atlamak için "Enter"'a basın

Radyo Dinle

Radyo dinle, diyoruz ve dinlerken keyif almanız için de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.

Radyoların kısaca tarihi gelişimine değinecek olursak, ilk olarak Alman fizikçi Hertz radyo dalgalarını keşfetmiştir. Günümüzde radyo dalgalarının ölçüm birimi olarak onun adı kullanılmaktadır. Ardından David Hughes sesleri elektromanyetik akıma dönüştürmeye yarayan mikrofonu bulmuştur. Son olarak da İtalyan fizikçi Marconi kontrollü olarak radyo sinyali göndermeyi başarmıştır. Buluşu İtalya da yeterli ilgi göremediğinden, Marconi İngiltere’ ye gitmiş, hem kendini geliştirmiş, hemde buluşunu pazarlayabilmiştir. Marconi haberleşme sistemlerinin dünya çapındaki üreticisi olur ve büyük bir ticari başarı kazanır.

Titanic faciası olarak bilinen deniz kazası, Marconi’ nin ticari itibarını yükseltmiştir, keza dönemin teknoloji harikası olarak bilinen bu gemide kullanılan radyo sistemi farklı bir şirket tarafından üretilmiştir. Yine bu deniz kazası neticesi gemilerde kullanılan iletişim sistemlerinin geliştirilmesi gereği ortaya çıkmıştır.

Önceleri telsiz olarak adlandırılan radyonun bir kitle iletişim aracına dönüşmesi, halka radyo sinyalleri aracılığı ile iletiler gönderme düşüncesi ile başlar. 1923 yılına gelindiğinde Amerika’ da yayın yapan istasyonların sayısı 600 civarındadır.

Türkiye’ de ise radyo yayınları 1927 yılında İstanbul’ da başlamıştır. 1960 yılına kadar radyo Türkiye’ de yavaş bir gelişim sergiler. 1960 yılından sonra Ankara, Adana, Antalya ve Gaziantap illerine kurulan vericilerle yayın bölgesi daha da genişletilir. 1961 yılında ülkemizde iki milyona yakın radyo alıcısı varken bu rakam 1980 yılında dört buçuk milyona ulaşmıştır.

70’lerin başlarında toplumun büyük çoğunluğunda televizyon yoktur ve radyo 1970’li yılların sonuna kadar dönemin hakim kitle iletişim aracıdır.

Günümüzde ise radyo vericileri güçlenmiş, internet gibi yeni ve gelişmiş ortamlardan yayın yapma olanakları ortaya çıkmıştır. Bu süreçle birlikte radyo yayınları ve radyo dinleme oranı da bir hayli çoğalmıştır.

Radyonun diğer kitle iletişim araçlarına göre avantajı ise sadece dinleme eylemine ihtiyaç duymasıdır. Başka bir ifade ile radyo dinlerken başka fiziksel ya da düşünsel işleri yapmak mümkündür. Bu şekilde radyo dinleyicisini diğer iletişim araçlarına göre daha özgür kılmaktadır.

Radyo yayınları dinleyiciye, kendisinden başka birilerinin varlığını hissettirmektedir. Kimse konuşmasa bile, birileri onun için müzik çalmakta, müziklerin sırasını belirlemekte, yayın akışını oluşturmaktadır. Sadece bu olguları bilmek bile radyo dinleyicisinin kendisini yalnız hissetmemesini sağlamaktadır.

Keyifle radyo dinle!